Zeytin ağacının kökleri ne kadar derine inerse, lezzeti de o kadar katmanlı olur. Biz İlkyeşil olarak, sadece bir zeytinyağı üretmiyoruz. Biz, kökleri binlerce yıla uzanan bir Anadolu toprağının hikâyesini taşıyoruz. O toprakların adı: Akhisar.
Antik Çağlardan Sofralarımıza
Bugün gurme sofralarında yer bulan yüksek polifenollü zeytinyağımız, aslında MÖ 3000’lere uzanan bir tarihin sessiz tanığıdır. O dönemde adı Thyateira olan bu topraklar, Hititler’den Lidyalılar’a, Persler’den Romalılara kadar pek çok uygarlığın izlerini taşır. Özellikle Lidya Krallığı döneminde önemli bir ticaret ve üretim merkezi olan şehir, antik çağda dokuma ve tekstil kadar zeytin üretimi ile de dikkat çekmiştir.
Bir Ticaret Merkezi Olarak Akhisar
Roma döneminde inşa edilen yolların kavşağında yer alan Akhisar, yüzyıllar boyunca ticaretin kalbinin attığı yer olmuştur. Bizans döneminde, Yedi Kilise’den biri olarak kabul edilmesiyle birlikte Hristiyanlık açısından da kutsal bir merkez haline gelmiştir. Bu köklü geçmiş, bugün hâlâ Akhisar’ın taşlarında, sokaklarında, çarşılarında hissedilir.
Osmanlı’dan Günümüze Zeytinle Büyüyen Bir Şehir
Selçuklu ve ardından Osmanlı İmparatorluğu’nun sancak merkezi olan Akhisar, özellikle zeytin ve zeytinyağı üretimiyle öne çıkmış, bu eşsiz ürünleriyle hem saray mutfağını hem halk sofralarını donatmıştır. İlkyeşil olarak, işte bu tarihsel mirası şişeliyoruz.
Bugün de soğuk sıkım zeytinyağlarımız, Akhisar’ın yüzyıllar boyu süregelen üretim kültürünü modern tekniklerle harmanlayarak sunuyor.
Ege’nin Kalbinde, Lezzetin Kaynağında
Akhisar, sadece bir üretim merkezi değil; aynı zamanda Ege Bölgesi zeytinyağı geleneğinin kalbidir. Domat zeytinigibi bu yöreye has çeşitlerle beslenen bu topraklar, dünya çapında aranan, aroması yoğun ve dengeli zeytinyağlarının doğduğu yerdir.
İlkyeşil olarak biz, Akhisar zeytininin karakteristik yapısını, yüksek polifenol değerlerini koruyarak şişeliyor; sofralara sadece bir lezzet değil, bir yaşam biçimi sunuyoruz.

Mirası Geleceğe Taşımak
Akhisar’ın geçmişten bugüne taşıdığı değerler, yalnızca tarih kitaplarında değil, her damla İlkyeşil zeytinyağında da hayat bulur. Bu topraklarda doğan zeytin ağaçları, her yıl yeniden filizlenirken bize şunu hatırlatır: Lezzet, bir gelenektir. Ve biz bu geleneğin sorumluluğunu taşıyoruz.